Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC), küresel yakıt piyasalarında, nakliyat güzergâhlarında ve kritik tedarik zincirlerinde süren dalgalanmalar nedeniyle enerji ve ticaret akışlarının korunmasına odaklanan özel bir toplantı gerçekleştirdi.
ECOSOC Başkanı Lok Bahadur Thapa, New York’daki BM Merkezi’ndeki temsilcilere yaptığı konuşmada, “Bu yalnızca bir enerji sorunu değil; aynı zamanda kalkınma, finansman ve 2030 Gündemi’nin vaadini yerine getirme kapasitemizin bir sınavıdır” dedi.
2015 yılında tüm BM Üye Devletlerce kabul edilen bu gündem, yoksulluğu sonlandırmayı, eşitsizliği azaltmayı ve gezegeni koruyarak kapsamlı sürdürülebilir kalkınmayı hedeflemektedir.
Yükselen Yakıt Maliyetleri
Yakıt ve nakliyet maliyetlerindeki artış, ticaret aksakları ve sıkılaşan finansal koşullar, özellikle yüksek borç yükü olan, gıda ve enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskıları yoğunlaştırıyor.
BM tahminlerine göre küresel yakıt fiyatları şu anda 2025 yılı ortalamasının iki katından fazla ve aksaklıklar devam ederse gübre fiyatlarının 2026 yılının ilk yarısında yüzde 15 ila 20 daha yüksek kalması bekleniyor. Etkiler dünya genelindeki hanelerde artan gıda fiyatları ve yüksek yaşam maliyetleri şekilde kendini gösteriyor.
Thapa, “Yükselen enerji fiyatları, daha yüksek gıda maliyetleri ve zayıflayan ekonomik büyümenin birleşik şokunun sonucunda küresel olarak 32 milyonun fazlası ek risk altında” uyarısında bulundu.
Kadınlar ve Gençler de Ağır Darbe Alıyor
Kadınlar, çocuklar ve gençler, gelirlerinin büyük bir kısmını temel ihtiyaçlara harcadıkları ülkeler başta olmak üzere artan gıda ve enerji maliyetlerinden en çok etkilenen arasında yer alıyor.
BM Ekonomik ve Sosyal İşler Müsteşarı Li Junhua, enerji ve tedarik akışlarındaki istikrarsızlığın zaten kırılgan olan küresel ekonomiyi zorladığını, enflasyonu körüklediğini ve hükümetlerin kritik sektörlerde yatırım sürdürme kapasitesini azalttığını belirterek, “Enerji ve tedarik akışlarını korumak yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil; kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın temel şartıdır” dedi.
Li, eylem için dört öncelik belirledi: enerji ve emtia piyasalarını açık ve öngörülebilir tutmak; gelişmekte olan ülkeler için uygun finansmanı artırmak; dayanıklı ve sürdürülebilir enerji sistemlerine yatırım yapmak; ulaşılabilir ve güvenilir enerji konusundaki Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 7 hedefine ilerlemeyi hızlandırmak.
“Enerji, Gıda, İlaç ve Onurdur”
Küçük ada ekonomilerindeki etkileri gözler önüne sermek için çarpıcı bir örnek sunan Barbados Başbakanı Mia Mottley, ithal yakıt ve gıdaya aşırı bağımlı küçük ada ve gelişmekte olan ekonomilerde küresel istikrarsızlığın en şiddetli şekilde hissedildiğini söyledi.
“Enerji asla yalnızca enerji değildir; ilaçtır, gıdadır, öğrenmedir, çalışmadır. Bir hanede onur, bir ulusda egemenliktir” diyen Mottley, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın dalgalanma etkilerinin nakliyat güzergâhları, yakıt piyasaları ve kamu bütçeleri aracılığıyla hızla ilerleyerek sıradan ailelere ulaştığını dile getirdi.
“Gecikmiş ilaç sevkiyatı olarak, daha yüksek otobüs ücretinde, daha küçük bir tabakta kendini gösterir” ifadelerini kullandı.
Barbados enerji ihtiyarının yüzde 85’inden fazlasını ithal ederken, daha geniş Karayip bölgesi gıda ihtiyarının yüzde 80’inden fazlasını ithal etmektedir. Mottley, “Küçük boyut şoku yumuşturmaz; çoğu zaman daha hızlı ve daha pahalı hale getirir” uyarısında bulundu.
Uluslararası İşbirliği Şart
Thapa, parçalanmaya karşı uyarıda bulunarak hükümetler, uluslararası finans kurumları, kalkınma bankaları, özel sektör ve sivil toplumun yer aldığı koordineli eylem çağrısı yaptı.
“Sorun, parçalanma ve kısa vadeli tepki mi yoksa işbirliği, dayanışma ve ortak sorumlulukla mı yanıt vereceğimizdir” diyen Thapa, ilerideki kırılganlıkları azaltmak için yenilenebilir enerjiye yatırımın hızlandırılması, daha güçlü altyapı ve daha dayanıklı ticaret ve eneji ağları gerektiğini vurguladı.
Li ise koordineli eklemler, sürdürülebilir yatırımlar ve çok taraflılığa yenilenmiş bağlılıkla daha dayanıklı enerji sistemleri inşa edilebileceğini, tedarik zincirlerinin güvence altına alınabileceğini ve kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilebileceğini söyledi.

