Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Uygulamaları Yönetmeliği’ne ilişkin ortak bir açıklama yaptı. TTB, yönetmeliğin kamu kaynaklarının israfına yol açtığını ve bilim dışı uygulamaları kurumsallaştırdığını savundu.
Bilimsel Temel ve Hasta Güvenliği Vurgusu
TTB, yönetmeliğin kanıta dayalı olmayan uygulamaları yaygınlaştırdığını belirterek, bu durumun halk sağlığı ve meslek etiği açısından riskler barındırdığını ifade etti. Açıklamada, GETAT uygulamalarının aile hekimliği içine entegre edilmesi ve Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü’nün kurulmasıyla bu yöntemlere kamu kaynağı aktarıldığına dikkat çekildi. TTB, hastaların güvenli tedaviye erişim hakkının zedelendiğini belirterek, Sağlık Bakanlığı’na klinik araştırma sayıları, izinler ve sonuçlara dair şeffaflık çağrısında bulundu.
Hekim Dışı Uygulayıcılar ve Sağlıkta Piyasalaşma
Yeni yönetmelikle uygulama alanlarının genişletildiğini ve hekim dışı sağlık personelinin de bu uygulamaları yapabilmesinin önünün açıldığını vurgulayan TTB, şu eleştirilerde bulundu:
- GETAT uygulamalarının, modern tıp eğitimine kıyasla yüzeysel eğitim süreçleri ile yürütülmesi hasta güvenliğini tehdit etmektedir.
- Sağlık emek gücünün bölündüğü ve acil servis, aile hekimliği gibi kritik alanlarda açıkların büyüdüğü ifade edilmektedir.
- Sağlık hizmetlerinin piyasalaştığı ve hastaların etkileri kanıtlanmamış yöntemlere yönlendirildiği iddia edilmektedir.
TTB’den Acil Çağrı
Türk Tabipleri Birliği, sağlık politikalarının bilimsel kanıtlara dayanması gerektiğini belirterek şu taleplerde bulundu:
- GETAT uygulamalarının kamusal sağlık hizmeti alanlarından uzaklaştırılması.
- Sağlık emek gücünün rasyonel planlanması.
- Hekim dışı personelin yetkisiz uygulama yapmasını sağlayan düzenlemelerin kaldırılması.
- Yapılan çalışmaların ve harcamaların şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması.
TTB, “önce zarar verme” ilkesi gereği, bilimsel temeli olmayan hiçbir düzenlemenin kabul edilemez olduğunu ve sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.

