Kanserle savaşta yeni umut olarak görülen NK (Natural Killer) hücreleri, 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi’nde (MIMIC) uzmanlar tarafından mercek altına alındı. Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik, bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünya çapında 320 bilim insanını İstanbul’da buluşturdu.
Kanser İmmünoterapisinde NK Hücrelerinin Rolü
Kongre Başkanı Dr. Tolga Sütlü, NK hücrelerinin kanserli hücreleri sağlıklı dokulara zarar vermeden hedefleyebilme yeteneğine sahip olduğunu belirtti. Dr. Sütlü, “CAR-T ve NK hücreleriyle lösemi, lenfoma ve melanom gibi kanser türlerine yönelik umut vadeden sonuçlarımızı paylaştık. Bağışıklık sistemini kanserle savaşta daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. NK hücreleri, sağlıksız gördükleri hücreleri öldürme kapasitesine sahip, sağlıklı hücrelere ise dokunmuyorlar. Bu açıdan tedavide kullanılmasının da daha güvenli olacağı düşünülüyor” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın, vücutta sürekli aktif kalabilecek “yaşayan ilaç” konseptiyle geliştirildiği ve klinik testlerinin 4-5 yıl içinde tamamlanabileceği öngörülüyor.
Kişiye Özel Kanser Aşıları
Dr. Mustafa Diken, mRNA teknolojisiyle geliştirilen kanser aşılarının akciğer, karaciğer ve lenf tümörlerinde küçülme sağladığını belirtti. Diken, “Kanserde artık kişiye özel tedaviler ön planda. Aşı ve immünoterapiler de hedefe yönelik, akıllı tedaviler oldukları için çok daha etkili tedavi yöntemleri” dedi.
Aşı Karşıtlığına Bilimsel Yanıt
Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) Başkanı Prof. Dr. Bojan Polic, aşı karşıtlığının bilimsel bir dayanağı olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Polic, “Aşıların otizm veya kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtıklarını kanıtlayan dünya çapında hiçbir bilimsel çalışma yok. Aşı karşıtlığı sadece toplum sağlığını değil, bireylerin yaşamını da riske atıyor” açıklamasında bulundu.
Nörodejeneratif Hastalıklarda İmmünolojik Yaklaşım
Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Aral, bağışıklık sistemi ile Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Prof. Dr. Aral, “Özellikle son yıllarda, Alzheimer ya da Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi inceleyen ve bu bilgiyi yeni tedavi yaklaşımlarına dönüştürmeyi hedefleyen çalışmalar hız kazandı” değerlendirmesinde bulundu.

