Bahar Alerjisi Sandığınız Kadar Masum Değil: Uzmanından Önemli Uyarılar

3 dk okuma süresi

Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, toplumda ‘bahar alerjisi’ olarak bilinen durumun mevsimsel olmadığını vurguladı. Alerjen polenlerin türüne göre yılın farklı dönemlerinde alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini belirten Dr. Paksoy, çayır ve çimen polenlerinin genellikle Nisan-Temmuz, ağaç polenlerinin ilkbahar, yabani ot polenlerinin ise Temmuz-Eylül aylarında yoğunlaştığını ifade etti. Alerjinin gelişimi için genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birleştiğini dile getiren Dr. Paksoy, alerjenlerin besinler, ilaçlar, kimyasallar, böcek ısırıkları yoluyla ağız ve cilt, polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan tüyü ve bazı kokular yoluyla ise solunum sisteminden vücuda girebildiğini açıkladı. Bu durumun alerjik nezle, astım, ürtiker, konjonktivit, egzama ve besin alerjisi gibi çeşitli hastalıklara yol açabildiğini belirtti. Gözlerde sulanma, kızarıklık, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı, hapşırma, boğaz ve damakta kaşıntı gibi belirtilerin yanı sıra, bazı çocuklarda astıma bağlı öksürük, hırıltı ve nefes darlığı görülebileceğini söyledi.

Tanı ve Tedavi Süreci

Alerji tanısında hasta öyküsü ve fizik muayenenin yanı sıra kan tahlilleri (spesifik IgE) ve deri testlerinin kullanıldığını belirten Dr. Paksoy, deri testinde cilt üzerine damlatılan alerjenin 15 dakika sonra oluşturduğu reaksiyonun değerlendirildiğini, 3 mm ve üzeri reaksiyonların pozitif kabul edildiğini ancak negatif sonucun alerjiyi dışlamadığını, en önemli göstergenin klinik belirtiler olduğunu ifade etti. Erken reaksiyonların 30-60 dakika, geç reaksiyonların ise 6-12 saat içinde ortaya çıkabildiğini ekledi.

Rüzgarlı Havada Maske Takılmalı

Tedavinin temel amacının belirtileri kontrol altına almak olduğunu belirten Dr. Paksoy, alerjinin tamamen ortadan kaldırılamasa da doğru tanı, uygun korunma önlemleri ve düzenli tedavi ile yaşam kalitesinin artırılabileceğini söyledi. Alerjik nezlenin erken tedavisinin astım gelişimini önlemede kritik önem taşıdığını vurguladı. Tedavide ağızdan alınan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlalarının kullanıldığını, astım varlığında ise solunum yoluyla uygulanan spreyler veya nebülize ilaçlardan faydalanıldığını belirtti. Alerji aşılarının ise kaçınılmanın mümkün olmadığı ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda tercih edildiğini ekledi. Alerjik hastalıklarda korunmanın önemine de değinen Dr. Paksoy, polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkılmaması, çıkılması halinde rüzgârlı havada maske takılması gerektiğini önerdi. Evlerin öğle saatlerinde havalandırılması, açık hava aktivitelerinin rüzgârlı havalarda ertelenmesi, dışarıdan gelince yüzün yıkanması ve duş alınması, ev ve araçta polen filtreli klima kullanılması, çamaşırların içeride kurutulması ve dışarıda şapka ile güneş gözlüğü takılmasının polen temasını azaltmada etkili olduğunu sözlerine ekledi.

Bu Haberi Paylaşın
Bir inceleme bırakın