Haşimato Hastalığı ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi: Tiroidin Rolü

3 dk okuma süresi

Özel ENT Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı Dr. Derya Güneş, tiroid bezinin bağışıklık sistemi üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, kronik tiroidit (Haşimato) hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Tiroid bezinin bağışıklık hücrelerinin ilk temas ettiği organlardan biri olduğunu belirten Dr. Güneş, sistemdeki bozuklukların ilk olarak bu bezde yapısal hasara yol açabileceğini ifade etti.

Haşimato Hastalığı Nasıl Tanılanır?

Dr. Derya Güneş, Haşimato hastalığının her yaşta görülebildiğini ancak kadınlarda daha yaygın olduğunu belirtti. Genetik yatkınlığın önemine değinen Güneş, hastalığın teşhis süreciyle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Bağışıklık sisteminin işleyişinde bir bozulma yaşandığında, bu durum çoğu zaman ilk olarak tiroid bezinde kendini gösteriyor. Bağışıklık hücrelerinin kendi dokusunu yabancı olarak algılaması sonucu tiroit bezinde yapısal bozulmalar ve hasar oluşabiliyor. Hastalığın tanısı, tiroit bezinin ultrason görüntüsünde normalde homojen olması gereken yapının heterojen görünmesiyle birlikte, kanda tiroide karşı gelişen antikorların yükselmesiyle konuluyor. Bu tablo kronik tiroidit yani Haşimato olarak adlandırılıyor.”

Hormon Dengesi ve Tedavi Süreci

Tiroid bezinin hormon üretim kapasitesinin hastadan hastaya değişebileceğini vurgulayan Dr. Güneş, “Vakaların büyük kısmında hormon üretimi azalırken, bazı hastalarda artış görülebiliyor ya da hormon düzeyleri normal kalabiliyor. Hormon üretiminin yetersiz olduğu durumlarda hastalara dışarıdan tiroid hormonu verilebiliyor. Bu tedavi, düzenli kontrollerle sürdürülüyor çünkü tiroid hormonlarının dengesi; metabolizmadan sinir sistemine, kalp-damar sağlığından genel vücut işleyişine kadar birçok sistemi doğrudan etkiliyor” dedi.

Kontrollerin Önemi ve Vitamin Desteği

Dr. Güneş, Haşimato hastalarının ömür boyu takip altında olması gerektiğini belirterek, bağırsak mikrobiyotası, toksin yükü ve insülin direnci gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti. Tedavi sürecinde destekleyici unsurlara değinen Dr. Güneş şunları ifade etti: “Özellikle B grubu vitaminler, D ve C vitamini ile selenyum ve iyot düzeylerinin mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor. Eksiklik durumunda ise bu değerlerin yerine konması, bağışıklık sisteminin toparlanmasına katkı sağlıyor.” Ayrıca, doğru tedaviyle tiroid antikor seviyelerinin düşebileceğine ve bazı hastalarda ilaç dozajının azaltılabileceğine dikkat çekti.

Bu Haberi Paylaşın
Bir inceleme bırakın