Birleşmiş Milletler’in 19 Haziran (Juneteenth) günü düzenlediği çevrim içi etkinlikte, katılımcılar dünyanın dört bir yanından bir araya geldi. Art Remembers: Culture as Witness and Prevention (Sanat Hatırlar: Kültür Tanık ve Önleyici) başlıklı tartışmada, yaratıcı ifadenin nefret söylemini normalleştirebildiği ya da onu azaltmaya yardımcı olabileceği ele alındı. Katılımcılar, köle ticareti, Holokost, 1994 Ruanda’daki Soykırım ve 1995 Srebrenica Soykırımı gibi deneyimler üzerinden konuştu.
Nefret söylemi erken uyarı işareti
Etkinliğe açılış yapan BM Soykırım Önleme Özel Danışmanı Chaloka Beyani, nefret söylemini vahşet suçlarının “erken uyarı” işareti olarak tanımladı. Beyani, bu tür söylemlerin sıklıkla “insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve soykırım” öncesinde ve sürecinde yer aldığına dikkat çekerek, anlatıların nasıl şekillendirildiği ve paylaşıldığı konusunda tetiklik ve sorumluluk gerektiğini vurguladı.
Kültür aracılığıyla tarihi yeniden çerçevelemek
Amsterdam Rijksmuseum Tarih Birimi Başkanı Valika Smeulders, birçok kültür kurumunun tarihsel olarak egemenlik kökenine dayanmasına rağmen, bu mirasla yüzleşmede rol oynayabileceğini belirtti. Smeulders, 2023 yılında Birleşmiş Milletler’de sergilenen Slavery: Ten True Stories of Dutch Colonial Slavery sergisinden örnek vererek, Atlantik ötesine zorla götürülmeden önce pirinci saçlarına gizleyen kadınların hikâyesini aktardı. Bu eylemlerin öngörü ve direnci yansıttığını ifade eden Smeulders, izleyicilerin köleleri “birey olarak, isimleri olan bireyler” olarak tanımasına yardımcı olduğunu söyledi. Smeulders, transatlantik köle tarihinin Avrupa tarihinden uzun süre ayrı tutulduğunu belirterek, bu tür hikâyelerin tüm Hollanda ve Hollanda sömürgeciliğinden etkilenen ülkeler için ortak bir tarih oluşturduğunu ekledi. “Çünkü nihayetinde, bu bizim günümüz toplumlarımızın temelini oluşturan tek bir tir,” diye konuştu.
Holokost’tan müzik: Tanıklık ve direniş
İsrailli klarnetçi ve Lebensmelodien (Melodies of Life / Yaşamın Melodileri) projesinin kurucu ortağı Nur Ben Shalom, müzeyi hem bir tanıklık hem de direniş biçimi olarak nitelendirdi. Holokost’ta öldürülen, ailesini ölümünü intikam almaya çağıran büyük teyzesi Salomea Ochs Luft’tan gelen bir mektuptan ilham alan Ben Shalom, müziğin “Yahudi halkının yok edilmesine tanık olduğunu” ifade ederek şöyle konuştu: “Bu melodileri çaldığımızda aynı zamanda savaşıyoruz.” Güney Polonya’dan yaptığı konuşmada, öğrencilerinin Auschwitz Birkenau’da aynı şarkıları çaldığını anlatan Ben Shalom, “Sanat nötr değildir” diyerek şunları söyledi: “Sanat güçtür. Gizli bir güç, gizli bir silah, müzikle sahip olduğumuz iyi bir silah. Çünkü müzik doğrudan kalbe gider.”
Kültür zarar aracına dönüştüğünde
Ruandalı oyuncu ve oyun yazarı Diogène “Atome” Ntarindwa, 1994 Ruanda Soykırımı öncesinde insanlıktan çıkarmanın normalleştirilmesinde RTLM (Radio Télévision Libre des Mille Collines) ya da “Balta Radyosu”nun rolünü ele aldı. Şaka, müzik ve eğlence yoluyla nefreti yayan bu radyonun mekanizmalarını sahneye taşıdığını anlatan Ntarindwa, “Nefret Söylemi” oyununda faillerden birini canlandırmasını ve sık sık RTLM üzerinden sahneye çıkmasını açıkladı. Ntarindwa, soykırım sırasında Kigali’ye giren Ruanda Cephesi üyesi olmasının kendisini bir “hayatta kalan” değil, bir “tanık” olarak konumlandırdığını belirterek, bu yayınları sahneye yeniden inşa ederek sanatın “bir tür silah” haline geldiğini ifade etti. Ayrıca Auschwitz’i ziyaret ettiğini ve dayanışma ve müttefiklerin önemine değindiğini aktardı.
Sanatı tanıklık ve direniş olarak kılmak
Bosnalı-Amerikalı sanatçı Aida Šehović için sanat, ritüellerin paylaşımı yoluyla toplu iyileşme ve anlayış sağlayan bir olanak sunuyor. Devam eden ŠTO TE NEMA projesi, 1995 Srebrenica Soykırımı’nın kurbanlarını kamusal alanlarda binlerce geleneksel fincan düzenleyerek ve genellikle geleneksel kahve yapımı eşliğinde anıyor. Bu katılımcı enstalasyon, anma eylemini ortak bir yurttaşlık eylemine dönüştürerek hafızayı öz yasdan ortak sorumluluğa taşıyor ve böylece işlenen vahşetlerin inkârına karşı koyuyor. Etkinlik, transatlantik köle ticaretinin, Holokost’un, 1994 Ruanda’daki Soykırım’ın ve 1995 Srebrenica Soykırımı’nın miraslarını ele alan Beyond the Long Shadow: Engaging with Difficult Histories (Uzun Gölge Ötesinde: Zor Tarihlerle Yüzleşme) BM tartışma serisinin bir parçası olarak gerçekleştirildi.

