SEDER’den Eğitimde Fırsat Eşitliği Çağrısı: Yükseköğretime Erişimde Kritik Veriler

4 dk okuma süresi

Sürdürülebilir Eşitlik ve Sosyal Araştırmalar Derneği (SEDER) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Merve Yılmaz, Türkiye’de yükseköğretime erişimdeki eşitsizliklerin ekonomik refah ve sosyal adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Dr. Yılmaz, eğitim sisteminde kalıcı çözüm ihtiyacının altını çizerek, mevcut tabloyu verilerle ortaya koydu.

Lise Çağında Başlayan Eşitsizlik

Dr. Merve Yılmaz, yükseköğretime erişim sorununun lise döneminde başladığına işaret etti. OECD verilerine göre 15-19 yaş grubunda okula devam oranı yüzde 84,1 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 72,5 seviyesinde kalıyor. Yılmaz, bu durumun dört gençten birinin liseye gitmediğini gösterdiğini belirterek, eğitim kalitesi ve öğrenci destek mekanizmalarının kritik önem taşıdığını vurguladı.

Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençlerin Oranı Yüzde 31

Üniversiteye giriş verilerini de paylaşan Dr. Yılmaz, 2022-2023 döneminde yüzde 46 olan yükseköğretime devam oranının, 2023-2024 döneminde yüzde 42,7’ye gerilediğini belirtti. Ayrıca 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 31,1’inin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığına dikkat çeken Yılmaz, “Eğitim sisteminin bu kadar dışına itilmiş bir gençlik hem bireysel olarak hem de toplumsal düzeyde ciddi kayıplara yol açabilir” uyarısında bulundu.

Kadınların Kariyer Engelleri

Kadınların yükseköğretime katılım oranının yüksek olmasına rağmen, mezuniyet sonrası iş hayatında benzer bir tablo görülmediğini ifade eden Dr. Yılmaz, “Toplumsal roller, bakım yükü ve cam tavanlar nedeniyle kadınların kariyer hayallerinin sınırlı kaldığını” belirtti. Bu kapsamda mentorluk programları ve hibrit çalışma modelleri gibi destekleyici politikalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Eğitimde Kalıcı Çözüm Önerileri

Eğitime ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini savunan Dr. Yılmaz, üniversite sayısının artırılmasının ötesinde, araştırma kapasitesi ve öğretim üyesi kalitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Yılmaz, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Türkiye’nin genç nüfusu, en büyük avantajı olabilir. Ama bu avantajı kullanabilmek için adil, kapsayıcı ve cesur politikalara ihtiyacımız var. Çünkü eğitim, sadece bireyin değil, ülkenin de geleceğidir. Eğitim alanında yaşanan sorunlara kalıcı bir çözüm bulunması şart.”

Bu Haberi Paylaşın
Bir inceleme bırakın