Sudan’daki çatışmanın tarafları olan Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile müttefik gruplar, savaştan yorulmuş sivil nüfusu giderek daha fazla kontrol altına almaya çalışıyor.
Bağımsız Uluslararası Gerçek Araştırma Misyonu Başkanı Mohamed Chande Othman, “Siviller bu çatışmanın ezici yükünü taşımaya devam ediyor” diyerek şiddetin sivil yaşamın hemen her alanına uzanan daha geniş bir baskı sistemine dönüştüğü uyarısında bulundu.
Taşınma Özgürlüğü Son Noktaya Ulaştı
Sudanlı birçok aile için tek başına bir yerden başka bir yere gitmek artık tehlikeli bir eyleme dönüştü. Misyon, sivillerin kontrol noktalarında durdurulduğunu, karşıt güçleri suçlandıkları gerekçesiyle yasal bir işlem görmeksizin gözaltına alındığını belgeledi.
Farklı tarafların kontrolündeki bölgeler arasında geçmeye çalışan kişilerin tutukluluk, kötü muamele ve zorla kayıp riskiyle karşılaştığı bildirildi. Hedef alılanlar arasında gazeteciler, insani yardım çalışanları, tüccarlar, topluluk liderleri ve daha güvenli alanlara ulaşmaya veya geçim kaynaklarını sürdürmeye çalışan sıradan siviller yer alıyor.
Misyon Uyesi Joy Ngozi Ezeilo, “Siviller giderek daha fazla sadakat göstermeye baskı altına alınıyor ve bazı durumlarda güvenlikleri, özgürlükleri ve ekonomik hayatta kalmaları için savaşan taraflardan biriyle aktif biçimde aynı safa geçmeye zorlanıyor” dedi.
Aileler Krizin Daha Derinine İtiliyor
Gözaltının ötesinde, araştırmacılar keyfi tutuklamalarla bağlantılı şantajın Sudan’ın insani krizini daha da kötüleştirdiği uyarısında bulundu. Misyon, ailelerin gözaltına yakınlarını serbest bırakmak için yüksek meblağlar ödemeye zorlandığı vakaları belgeledi. Bazılarının, çatışma, yerinden olma ve çöken geçim kaynakları altında zorlanan haneler için imkansız düzeyde olan yaklaşık 40.000 dolar talebiyle karşılaştığı bildirildi.
Bu uygulamalar kırılgan yerel ekonomileri de bozuyor. El Fasher, El Obeid, Dilling ve Kadugli dahil olmak üzere çeşitli yerlerde cephe hatlarını geçen tüccarlar gözaltına alma ve kaçırılma riskiyle karşılaşıyor; bu durum gıdaya erişimi azaltıyor ve zor durumdaki topluluklarda güvensizliği daha da artırıyor.
İnsani Yardım Çalışanları Kayıplara Karışıyor
Misyon, Mayıs 2026’da El Geneina’da en az 70 kişinin, aralarında insani yardım çalışanlarının da bulunduğu, gözaltına alındıktan sonra haber alınamaması raporları konusunda özel endişe dile getirildi. Bu kişilerin nerede olduğu bilinmiyor.
Araştırmacılar, insani yardım personelinin zorla kayıp vakalarının etkisinin bireylerin çok ötesine uzandığı uyarısında bulundu.
Misyon Uyesi Mona Rishmawi, “Hiçbir aile sevdiklerini ararken sessizlik ve belirsizlik içinde bırakılmamalı” dedi.
Rishmawi, insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların yardım operasyonlarını zayıflattığını ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimi kesintiye uğratarak tüm toplulukları daha büyük riske maruz bıraktığını vurguladı.
Gözaltı Koşulları Hayatı Tehdit Ediyor
Misyon’a göre her iki tarafın kontrolündeki gözaltı tesisleri içindeki koşullar derin bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Gözaltına alınlar aşırı kalabalık hücrelerde tutuluyor, yetersiz gıda ve su ile kötü hijyen koşullarına ve sınırlı tıbbi bakıma maruz kalıyor. Bazı tesislerde kolera dahil hastalık salgınları yaşandığı bildiriliyor.
Eski gözaltına alınlar dövme, elektrik şoku, cinsel şiddet ve uzun süreli tecrit tanıklıklarını aktardı. Binlerce kişinin Güney Darfur’daki Nyala Cezaevi gibi tesislerde insan onuruna uygun olmayan koşullarda tutulduğuna inanılıyor.
Gözaltı merkezlerine bağımsız erişimin olmaması, ailelerin bilgi almasını giderek daha zor hale getirdi ve gözaltında kayıplar ile ölümler etrafındaki korkuları artırdı.
Sorumluluk ve Hesap Verilebilirlik Çağrısı
Misyon tüm tarafları keyfi tutuklamaları ve gözaltına almayı derhal durdurmaya, yasal temeli olmayan kişileri serbest bırakmaya ve gözaltına alınların yerlerini açıklamaya çağırdı.
Ayrıca gözaltı tesislerine bağımsız erişim ve sorumluluğu sağlamak için uluslararası çabaların yenilenmesi çağrısında bulundu.
Araştırmacılar, eylem alınmazsa suistimal kalıplarının daha da kökleşme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu; bu durum Sudanlı sivillerin korku, belirsizlik ve ayrılıkla tanımlanan bir çatışmaya devam etmek zorunda kalmasına yol açabilir.
Bağımsız Uluslararası Gerçek Araştırma Misyonu üyeleri BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanıyor ve BM personeli olmayıp çalışmaları için ödeme almıyorlar.

