Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya kullanımının sosyal fobi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Sosyal fobinin genellikle çocukluk döneminde başladığını ve ergenlikte zirve yaptığını belirten Tarhan, günümüz çocuklarının sürekli ekran başında kalarak hayatı sadece ‘seyreden’ pasif bireylere dönüştüğünü ifade etti.
Sosyal Kaygı ve Sosyal Fobi Arasındaki Fark
Prof. Dr. Tarhan, sosyal kaygı ile sosyal fobinin farklı kavramlar olduğunu vurguladı. Toplumda utangaçlığın bazen yüceltildiğini belirten Tarhan, gerçek sosyal fobinin kişinin günlük yaşamını ve performansını ciddi şekilde kısıtladığını, kişinin topluluk önünde konuşurken fiziksel semptomlar yaşamasına neden olduğunu açıkladı.
Sosyal Fobi ve Kaçıngan Kişilik
Literatürde ‘avoidant kişilik’ olarak bilinen kaçıngan kişilik yapısına değinen Tarhan, bu bireylerin yalnız kalmak istememelerine rağmen sosyal ortamlardan kaçınarak kendilerini izole ettiklerini belirtti. Araştırmalara göre 16-29 yaş aralığındaki gençlerin yaklaşık yüzde 36’sında sosyal kaygı görüldüğünü hatırlatan uzman, bu durumun gelişmiş toplumlarda daha yaygın olduğunu ifade etti.
Çözüm Önerileri ve Tedavi Yöntemleri
Sosyal fobi tedavisinde bilişsel süreçlerin ve hatalı inanışların analiz edildiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güncel yöntemler hakkında şu bilgileri paylaştı:
- Sanal Gerçeklik (VR): Kişilerin sosyal ortamlara maruz bırakılarak duyarsızlaşması sağlanır.
- Nörofeedback: Kaygı anındaki fizyolojik tepkiler izlenerek kontrol altına alınır.
- Mizah Kullanımı: Kaygıyı azaltıcı bir teknik olarak etkilidir.
- Ebeveyn Tutumu: Çocuklara hata yapma hakkı tanınmalı ve ekran süreleri sınırlandırılmalıdır.
Prof. Dr. Tarhan, açıklamasında sosyal kaygının alkol bağımlılığı gibi olumsuz başa çıkma yöntemlerine yol açabileceği uyarısında bulunarak, güvene dayalı bir iletişim ve liderlik anlayışının önemini vurguladı.

