Gün içerisinde yaşanan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen karın şişliği, birçok kişi için yaygın bir sorun haline geldi. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, karın şişliğinin sindirim sistemindeki dengesizliklerin bir göstergesi olabileceğini belirterek, bu durumun yönetimi için önemli açıklamalarda bulundu.
Karın Şişliğinin Temel Nedenleri
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, karın şişliğinin genellikle gaz birikimi, kabızlık, sıvı tutulumu, besin alerjileri, stres ve huzursuz bağırsak sendromu (IBS) gibi faktörlerden kaynaklandığını vurguladı. Eren, “Sindirim sistemindeki ciddi bir soruna da işaret edebileceği için ihmal edilmemesi gereken karın şişliğinin başlıca nedenlerini; gaz birikimi, kabızlık, vücudun sıvı tutması, alerjiler, stres, liften zengin beslenme, yavaş sindirim ve IBS yani huzursuz bağırsak sendromu gibi rahatsızlıklar olarak sıralayabiliriz” şeklinde konuştu.
Karın Şişliğine İyi Gelen 7 Yöntem
Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, karın şişkinliğini azaltmak ve sindirim sistemini rahatlatmak için şu 7 öneride bulundu:
- Düşük FODMAP diyeti: Çiğ soğan, sarımsak, baklagiller ve süt ürünleri gibi gaz yapıcı gıdalar yerine; kinoa, pirinç, yulaf, muz ve salatalık gibi besinler tercih edilmelidir.
- Probiyotik desteği: Yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi probiyotikler sindirimi destekler ancak doktor kontrolünde tüketilmelidir.
- Yavaş yemek yeme: Hızlı yemek yerken yutulan hava şişkinliği artırır, bu nedenle besinler iyice çiğnenmelidir.
- Küçük öğünler: Büyük porsiyonlar yerine sık aralıklarla küçük öğünler tercih edilerek sindirim sistemi rahatlatılmalıdır.
- Düzenli egzersiz: Yürüyüş, yoga veya yüzme gibi aktiviteler gaz atımını kolaylaştırır.
- Stres yönetimi: Stres sindirim sistemini yavaşlatabilir; meditasyon ve nefes egzersizleri ile stres kontrol altına alınmalıdır.
- Bitki çayları: Rezene, nane, zencefil ve papatya çayları sindirime yardımcı olabilir.
Eren, geçmeyen şikayetlerde mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurulması gerektiğini ve tanıya bağlı tedavi planının önemini vurguladı.

